Yeniden Başlamanın Yorgunluğu
- sevgi arslan
- 19 Oca
- 3 dakikada okunur

Yeniden başlamak…Aslında bu başlık birçok yere değiyor. Yeniden başlamak gerçekten baştan başlamak mı? Yoksa sadece bir yerden devam etmek mi?
İnsana iyi gelen süreklilikleri ne kadar sürdürebiliyoruz? Sağlıklı beslenmek, hareket etmek, okumak, yazmak… Bazı haftalar motiveyim; düzen yerli yerinde, akış var. Günler birbirini tutuyor, beden eşlik ediyor, zihin direnç çıkarmıyor. Sonra bir yerde duruyorum. Yoruluyorum. Bazen bedensel bir yorgunluk bu, bazen zihinsel; bazen de adını koyamadığım bir doygunluk. Başka insanları, başka sorumlulukları, başka ihtiyaçları öne alıyorum. Ve o zaman sanki geri dönmek imkânsızmış ya da beyhude imiş gibi geliyor. Ta ki geri dönene kadar.
Bırakmış mıydım? Ara mı vermiştim? Yoksa farkında olmadan başka bir biçimde devam mı ediyordum, bilmiyorum. Ama sanırım insanı geriye çeken, ağırlaştıran şey durmak değil; durmaya yüklenen anlam. O “bıraktım işte” düşüncesi. Sanki süreklilik bozulduğunda her şey sil baştan oluyormuş gibi. Belki de bu his, yeniden başlamanın yorgunluğundan başka bir şey değil.
Oysa uzun bir aradan sonra yazıya geri dönmem, belki de hiç bırakmadığımın bir göstergesi. Yazmadığım zamanlarda da zihnim yazıyordu belki; yaşadıklarım birikiyor, cümleler içimde başka bir ritimde dolaşıyordu.
Yeniden Başlamanın Yorgunluğu Neden Bu Kadar Yorucu?
Nefes bile sürekli değil; bazen derin, bazen yüzeysel. Yine de sürüyor. O zaman bizdeki bu her şeyin doğrusal, kesintisiz ve hep yukarı doğru giden bir çizgide ilerlemesi gerektiği inancı nereden geliyor? Ne zaman duraksasak, ne zaman ritim düşse, içimizde bir şey alarm veriyor.
Kulaklarımda çınlayan bir ses var:“Bak gördün mü, hani iyi besleniyordun?”“Hani düzenli spor yapacaktın?”“Hani yazmayı bırakmayacaktın?”
Bir noktada durup bu sesle gerçekten muhatap olmam gerektiğini fark ediyorum.Sen nereden geldin?Sana ne?
Belli ki bana yardım etmiyorsun. Baskıcılığınla geriyor, korkutuyor, geri tutuyorsun.Nesin sen? Her şeyi yerinde ve zamanında yapma bakanlığı mı?
Buyur, hapse at. Bir sen kalmıştın zaten.
Ama sonra şunu da fark ediyorum: mesele seni yok etmek değil. Seni susturmak da değil. Mesele, bu sesi direksiyon başından almak. Çünkü bu ses bir zamanlar düzen sağlamış olabilir; ama artık ilerletmiyor. Sadece sıkıştırıyor.
Beklentili Ebeveyn Modu ve İçsel Baskı
Bu sesin dili tanıdık. “Yapmalısın”, “devam etmelisin”, “daha iyisi olmalıydı” diye konuşuyor. Beklentili ebeveyn modu tam olarak böyle çalışıyor; zorunluluk diliyle.
Bu yüzden onunla başa çıkmanın ilk adımı, gerçekten neye ihtiyacım olduğunu ve nerede sınırlandığımı fark etmek oluyor. Dinlenmeye mi ihtiyacım var, yavaşlamaya mı, durmaya mı? Hepimizin var.
Suçlulukla Motive Olmak Neden İşe Yaramaz?
Ama burada önemli bir kırılma noktası var. Kendime zaman vermek her zaman bu sesi sakinleştirmiyor. Beden duruyor ama zihin durmuyor. Beklentili ebeveyn modu çoğu zaman arkada çalışmaya devam ediyor. Dinlenme bir hak gibi değil; sanki bir kaçamakmış gibi yaşanıyor. Ve tam da bu yüzden dinlenirken bile rahatlayamıyoruz.
Duramamak, Dinlenememek ve Kaçınma Döngüsü
İşte bu noktada tuhaf bir sıkışmışlık başlıyor. Ne gerçekten çalışabiliyorum ne de gerçekten dinlenebiliyorum. Beklentili ebeveyn modu bazen durmamıza izin vermiyor, bazen de durduğumuzda suçlulukla cezalandırıyor. İki uç arasında gidip gelen bir senkron oluşuyor. Suçluluk arkada çalıştığı için, çalışmaya niyetlendiğimde yorulmuş oluyorum; dinlenmeye niyetlendiğimde ise içim rahat etmiyor.
Dürtüsel bir taraf uyanıyor; oyalanıyorum, erteliyorum, donakalıyorum. Bu bir tembellik hâli değil; yüksek talep karşısında sinir sisteminin verdiği bir tepki.
Beklentili Ebeveyn Modu ve İçsel Baskı
Klinikte sıkça karşılaştığımız bu döngü, beklentili ebeveyn modunun suçluluk duygusu ve kaçınma tepkileriyle birlikte çalıştığı bir örüntüyü yansıtıyor. Şema terapide bu iç ses; “daha iyi olmalıyım”, “hata yapmamalıyım”, “ancak böyle olursam değerliyim” temelli yüksek standartların içselleştirilmiş hâli olarak tanımlanır. Sevgi ve kabul çoğu zaman performansa bağlanmıştır. İyiyken görünürsündür; durduğunda, yavaşladığında, dağıldığında geri planda kalırsın. Bu yüzden bu ses kolay kolay susmaz.
Bu sesle ilgili mesele onu susturmak ya da yok etmek değil. Onun masadaki yerini yeniden düzenlemek. Yetkisini sınırlamak. “Seni duyuyorum ama yönetimi ben alıyorum” diyebilmek. Çünkü beklentili ebeveyn bastırıldığında değil, düzenlendiğinde sakinleşir. Direksiyon el değiştirdiğinde.
Sağlıklı Yetişkin Sesi ile Devam Etmek
Belki de ihtiyaç duyulan şey, bu sesin karşısına başka bir ses koymaktır. Daha sakin, daha şefkatli, daha gerçekçi bir ses: sağlıklı yetişkin sesi. Ama bu ses bir anda ortaya çıkmaz. Büyütülmesi gerekir. Tekrar tekrar çağrılması, bazen geç kalmasına rağmen beklenmesi, bazen hiç gelmediğinde bile vazgeçilmemesi gerekir.
Motivasyonun suçluluk olduğu yerde uzun süre kalınmaz. Ama şefkatle düzenlenen bir yerde, yeniden başlamak diye bir şey kalmaz zaten. Sadece devam etmenin farklı ritimleri olur.
Belki de mesele yeniden başlamak değil.Mesele, nasıl devam ettiğimiz.
Kaynakça
Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. New York, NY: Guilford Press.
Arntz, A., & Jacob, G. (2013). Schema therapy in practice: An introductory guide to the schema mode approach. Chichester, UK: Wiley-Blackwell.
Farrell, J. M., Reiss, N., & Shaw, I. A. (2014). The schema therapy clinician’s guide. Hoboken, NJ: Wiley.
YouTube. (t.y.). Beklentili ebeveyn modu [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=iKzq5DjidwQ



Yorumlar