top of page

Kıskançlığın Tecâhül-i Ârifi

  • Yazarın fotoğrafı: sevgi arslan
    sevgi arslan
  • 2 Ara 2025
  • 2 dakikada okunur

Kıskançlar. Nedir, kimdir bu kıskançlar? Bir hayvan türü mü? Başka bir gezegenden gelen organizma mı? Sanmam. Bir duygu durumu ama nedense kimse sahiplenmez. Hep başkalarına yakıştırılan, bize ise neredeyse hiç uğramıyormuş gibi davranılan bir duygu sanki.

Kıskançlığı iki anlamda kullansak da aslında önemli bir ayrım var: Sevgiliyi, dostu kaybetme korkusuyla oluşan kaygı temelli duyguya kıskançlık deriz; başkasında olup bizde olmayan bir şeye duyduğumuz arzuya ise haset. Hani kıskançlık neyse de, haset kesinlikle hiç kimseye yakışmayan, “üvey evlat” muamelesi gören o “ee” duygumuz.


Kültürel olarak çoğumuzun ilk refleksi böyle bir duyguyu reddetmektir. Birçok kişiden sıkça duyduğum cümle: “Yo ne alaka, ben hiç kıskançlık hissetmem.” Durun, lafım size değil. Ama biliyorum; haset pek çok kültürde “ayıp”, “günah” ve “kötü” olarak kodlanmıştır. Dolayısıyla bu duyguyu kendimizde görüp tanımamız oldukça güçtür. “Ya falanca seni/beni kıskanıyor” demek kolaydır ama “ben onu kıskandım” ya da “hasetlendim” demeyiz. Bunun yerine benlik imajımızla arayı bozmamak için bu duyguyu başkasına yansıtırız.


Kıskançlık ya da haseti hisseden kişide çoğu zaman başarısızlık, değersizlik gibi duygular ortaya çıkar. “Ben kötü biri miyim? Neden böyle hissediyorum? Başkalarını kıskanmak yanlış değil mi?” diye düşünürüz. İşte bu yüzden bu duygular “üvey kardeş” muamelesi görür. Halbuki birini kıskanmak, haset duymak da diğer tüm duygular gibi insana özgüdür. Kusurlu olduğumuzun değil, karşılanmayan ihtiyaçlarımızın bir göstergesidir.


Bir de şunu unutmayalım: Kıskançlık ve haset yalnızca bireysel psikolojimizin ürünü değildir; sosyal evrim açısından da anlamı olan duygulardır. İnsan, tarihi boyunca bir grubun parçası olarak var olmuş bir türdür. Bu yüzden ilişkilerimizdeki konumumuzu, değerimizi ve ait olduğumuz yeri sürekli takip ederiz. Başkalarının sahip olduklarına duyarlılığımız da tam bu yüzden ortaya çıkar; çünkü grup içinde geri planda kalmak, dışlanmak ya da önemsenmemek, tarihsel olarak güvenliğimizi tehdit eden durumlardı. Bugün “kıskançlık” diye adlandırdığımız duygu, aslında “yerim güvende mi, bağım sağlam mı, görünürlüğüm sürüyor mu?” sorularının eski ama hâlâ çalışan alarm sistemi gibidir.


Eğer bunu değersizliğimizin kanıtı olarak değil, bir işaret olarak görebilirsek belki durum değişebilir. Tabii önce kendi kıskançlığımızı fark etmemiz gerekir ki bu en zorudur. Kaçmamız gerektiğini öğrendiğimiz bir duyguyla kalmak, onu kabul etmek bize boğucu, eğreti bir his verir. Oysa kaçmadan, bastırmadan, telafi etmeden ya da rasyonalize etmeden kendimize dönüp “Nedir mesele, anlat bakalım?” diyebilmek… İşte en zoru budur. Ama en faydalısı da.


Kendi hasedimizle yüzleşmek bizden bir şey götürmez; tam tersi, bize çok şey katar. O gün geldiğinde artık “Ben asla kıskanmam”, “Beni kıskanıyorlar”, “O çok şanslı, yoksa yapamazdı” gibi savunmaların arkasına sığınmamıza gerek kalmaz. Yerine daha dürüst bir soruya yer açarız: Ben neye ihtiyaç duyuyorum? Neyin özlemini çekiyorum?


Hasetlerimizin de bir niyeti vardır: Benimki yapıcı mı olacak, yıkıcı mı? “Ben de yapabilirim” diyerek beni harekete mi geçirecek, yoksa başkalarını küçümseyerek anlık bir rahatlama mı verecek?


Siz nasıl bir yerden devam etmek istersiniz?


Gretchen Rubin’in The Happiness Project kitabında dediği gibi:

“Yalnızlık, haset ve suçluluk gibi olumsuz duygular, mutlu bir yaşamda önemli bir rol oynar; değişmesi gereken bir şeye dikkat çeken büyük, yanıp sönen işaretlerdir.”

 

 

KAYNAKÇA

Buss, D. M. (2019). Evolutionary psychology: The new science of the mind (6th ed.). Routledge.

Parrott, W. G. (1991). The emotional experiences of envy and jealousy. In P. Salovey (Ed.), The psychology of jealousy and envy (pp. 3–30). Guilford Press.

Rubin, G. (2011). The Happiness Project. HarperCollins.

Salovey, P., & Rodin, J. (1984). Some antecedents and consequences of social-comparison jealousy. Journal of Personality and Social Psychology, 47(4), 780–792.

 
 
 

Yorumlar


Contact Me

Sorularınız için bana buradan ulaşabilirsiniz:

Koi Terapi

Klinik Psikolog Hatice Sevgi Arslan

Kültür Mahallesi, Mustafa Münir Birsel Sokak No:6/1 Alsancak-İzmir

klinikpsikologsevgiarslan@koiterapi.com

  • Black Facebook Icon
  • Black LinkedIn Icon
  • Black Twitter Icon

© 2035 by Modern Mindful Therapy. Powered and secured by Wix

bottom of page